Temelde bir kilo azaltma yöntemi değildir! Dünya Sağlık Örgütüne göre ayda 2-4 kg ağırlık kaybı idealdir. Dolayısı ile 20 yılda alınan kilolar 20 günde verilemez.    Bölgesel incelme; Vücudun belli bölgelerinde birikmiş olan yağların azaltılması amacının yanı sıra selülit ve cilt gevşekliği üzerinde de etkili bir yöntem olduğu için vücut yapısını yeniden şekillendirir.

Her bireyin farklı bir vücut yapısı vardır. Genetik, içsel ve dışsal sebepler de yıllar içinde bu yapının üzerine eklendiğinde pek çoğumuzda yağlanma başlar ve bu yağlanma da vücutta homojen dağılmaz, belli başlı alanlarda daha çok depolanır. Bu biriken yağ dokuları da spor ve diyetle maalesef ‘arzu edildiği kadar’ yada ‘istenilen şekilde’ azaltılamazlar. Sadece sporla zayıflama olsaydı; iyi bir tenis oyuncusunun raket kullandığı kolu diğerine göre daha zayıf olurdu. Veya göbek yada basen kısmındaki fazlalıklarımızdan kurtulmak için diyet yada spora başlarken yüzümüz de küçülecek endişesi yaşamazdık..

Vücut analizi tedaviye başlamadan önce rutin olarak yapılan bir işlemdir. Hastanın kas, yağ, su oranları analiz edilerek tedaviye ışık tutması amaçlanır. Vücut analizinde kişinin ağırlığı ve vücuttaki yağ, kas, su oranı dağılımları ölçümlenir. Kişinin yaşına göre olması gereken ideal değerlerle karşılaştırmalar yapılır. Vücut tipinin tanınmasını dolayısı ile de bölgesel incelmeye ihtiyaç olan kısmı belirlemeyi sağlar. Ayrıca, PC yardımı ile hastanın istatiksel olarak kaydı tutulur. Tedavi sürecinde ki değişimler izlenir. Tedavi boyunca vücuttaki değişimler grafiksel olarak görülebilir. Kısacası vücut analiz işlemi tedavinin bütününe yayılan, tedavinin olmazsa olmazlarındandır.

Sadece bölgesel zayıflama değil, kırışıklık ve selülit tedavisinde de bu işlem etkili sonuçlar verir.  Radyofrekans; deri ve deri altında bulunan su içerikli dokulardaki su moleküllerini ve iyonları harekete geçirir. Sorunlu bölge, belli bir ısı derecesine kadar kontrollü olarak ısıtılır. Isınan yağ hücreleri erir ve hem lenf hem de kan yoluyla dışarı atılır. Cilde sıkılık veren deri altındaki doku da radyofrekans ile ısındığında hasar alır. Bu hasarı fark eden vücut bazı hücrelerin faaliyetini arttırır, dokunun yenisinin üretimi başlar. Yeni doku, eskisinden daha gergin ve sıkıdır. Kırışıklıklar, bu şekilde ortadan kalkar. Kişinin diğer dokuları zarar görmez, hedeflenen alanlar etkilenir. Uygulama süresi değişir: Yüz için 20, gövde için 40-60 dakikadır. Ortalama 10 seansta işlem tamamlanmış olur. Kontrollü ısınma sağlandığı için hasta sadece hafif ısı hisseder ve uygulama sonucu günlük hayatına devam eder.

İncelmesi talep edilen her bölgede uygulanabilir; manyetik enerjiyi 1-2 saniye içinde cildin 10 cm’den daha derinine gönderdiği akım enerjisi ile cilt dokusunda yer alan kasları ve kan hücrelerini harekete geçirir. Harekete geçen hücrelerde yağ yakımı başlar, yağ hücreleri parçalanır ve uygulama yapılan noktada incelme sağlanır. Lipostar sadece yağ yakımında değil selülitlerin iyileşmesinde de etkili olabilmektedir; yağ hücreleri arasındaki boşluklar genişler böylece selülit olarakta bilinen bağlı dokular gevşer ve çözülür. Lipostar uygulamasında seans süreleri kısadır. İhtiyaca göre 20 dk – 40 dk arasında sürmektedir. Lipostar ‘a girmeden önce  2 ile 3 saat öncesinde yemek yenilmemesi  gerekmektedir. 2 ile 2.5 Litre su tüketilmesi ve lipostar’a girdikten sonra 2 litre su içilmesi gerekmektedir

Suyu her gün değiştirilen bir havuzda mı yüzmek istersiniz yoksa haftada bir değiştirilen havuzda mı? Elbette ki suyu her gün değiştirilen bir havuzda yüzmek isteriz. Vücudun lenf sistemini de buna benzetirsek fazla hata yapmış olmayız. Vücudun lenf sistemi ne kadar hızlı olursa vücutta biriken zararlılara o kadar az maruz kalmış oluruz. Lenf drenaj sistemi vücudumuzda biriken ödemlerin atılmasını sağlayan hücre ve dokulara besin taşıyan kısacası vücudumuzu yenileyen beyaz kan dolaşımına denir. Tüm vücudu saran bir tedavi şeklidir ve vücudun tamamına uygulanır. Bölgesel anlamda her hangi bir sakıncası yoktur. Yaklaşık 20 – 25 dk. sürmektedir. Seans sayısı tedavi türüne ve kişiden kişiye farklılık gösterir. Tedaviyi destekleyici olarak yapıldığında seans sayısı asıl tedavi türüne göre belirlenmektedir.

Bölgesel fazlalıkların doğal yollarla atımını sağlayan, soyadan elde edilen PPC (fosfaditilkolin) maddesinin deri altına enjekte edilmesine dayanan etkin bir tedavi yöntemidir. Lipoliz uygulamasında, bölgesel yağlanmanın görüldüğü alana 10 ila 13 cm.’lik, çok ince iğnelerle PPC maddesi enjekte edilmektedir. Bu madde yağ hücrelerinin geçirgenliğini artırarak parçalanmasını ve karaciğer tarafından yok edilmesini sağlar. Sonrasında vücudun doğal lenfatik sistemiyle dışarı atılır. Vücut, yağları doğal bir şekilde dışarı attığı için de liposuction operasyonları sonrası oluşan sarkma gibi etkileri yoktur. Seans süresi tedavi edilecek bölgenin büyüklüğüne göre ortalama 15 – 45 dk. arasındadır. Seans sayısı hastanın beklentilerine göre belirlenir. Ortalama 2 – 4 hafta aralıklarla 2 – 6 seans sonunda tatmin edici sonuçlar alınmaktadır.

Deri ve deri altı dokulara negatif basınç (aspirasyon, vakum) uygulanması ile kan ve lenf dolaşımını arttırır, selülitleri azaltır ve hücre tamirini arttırır. Selülitleri gidermede, ciltte ki gevşeme ve sarkmaları toparlamak için, yağlanmanın olduğu kısımlarda inceltme ve sıkılaştırma amacıyla, Kontür bozukluklarını gidermede, ödem tedavisinde, Liposuction sonrasında cildi toparlamak ve lenf drenajı artırmak için başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Ayrıca aynı bardak çekme yönteminde olduğu gibi omuz ve sırt ağrılarını gidermede, romatizmal ağrılara da faydalıdır. Seans süresi 30 dk  olan,  sayısı ise kişiden kişiye ortalama 10 – 12 seansı bulan bir tedavi yöntemidir.

Doğum sonrası çatlaklar, hızlı kilo alıp verme kaynaklı ve liposuction sonrası çatlaklar, selülitler, sarkmış ve gevşek bir cilt… Tüm bu sorunlar zaman zaman hepimizin yaşayabileceği, durağan bir yaşam, dengesiz beslenme, oksijen bakımından zengin olmayan şehir hayatının sonuçları olarak karşımıza çıkmaktadır. Karboksiterapi, vücuda karbondioksit (Co2) gazı verilmesi sonucu, vücudun doğal tepkisi ile karbondioksit olan bölgeye oksijen göndermesi esasına dayanır. Bünyemiz, vücutta ki karbondioksiti uzaklaştırmak için bol miktarda oksijen göndererek doğal bir yenilenme gerçekleştirir ve yağlar deformasyona uğrar. Karboksiterapi vücudun her bölgesine güvenle uygulanabilir. Seans süresi 20 – 30 dk  olan,  sayısı ise kişiden kişiye ortalama 15 – 20 seansı bulan bir tedavi yöntemidir.

Bu yöntemde amaç sorunlu bölgeye küçük dozlarda tedaviye göre özel olarak hazırlanmış  ilaç enjekte ederek yağ hücrelerini azaltmaktır. Cilt altına enjekte edilen ilaç sayesinde, dolaşımda düzelme ve lenfatik sistemde canlanma artar, hücre içi yağ metabolizması hızlanır. Böylece cilt altı yağ dokusunda yağ hücre sayısı azalarak serbest kalmış yağ asitleri dolaşımla vücuttan atılır. Ayrıca ; Saç dökülmelerini önlemede, Selülitleri gidermede, hamilelikte oluşan çatlakların tedavisinde, yüz gençleştirme tedavilerinde, akne ve yara izlerinin tedavisinde kullanılmaktadır. Seans süresi bölgenin büyüklüğüne göre 15 ila 30 dk. sürmektedir. Kişiden kişiye ortalama 5 ila 10 gün arası 1 seans uygulanmaktadır. Sonrasında ise ayda 1 koruma seansı uygulanarak hasta takip edilmektedir. 8 – 12 ayda bir olacak şekilde mezoterapi kürü tekrarlanabilir.

Tüm vücuda güçlü bir vibrasyon uygulayarak (Whole Body Vibration) insan vücudu üzerindeki yer çekimi kuvvetini (G-Force) yaklaşık 6 misli arttırır. Bu sayede kasların derinlemesine, hızlı ve düzenli olarak çalışır.  Power Plate’in ürettigi fiziksel vibrasyon, kaslara enerji olarak transfer edilir. Kaslarda birbirini takip eden kasılma ve gevşemelere neden olan alette 30 ila 50 Hertz frekans aralıklarında çalışılabilir. 50 Hz. Frekans ile çalışıldığında, kaslar saniyede 50 kez gerilip gevşer. Kaslarda oluşan bu dizi hareketler tendonların da gerilmesine neden olur. Bu kasılma, “derin kas” olarak nitelenen karın içi kasların, omuriliği çevreleyen kasların hatta yüz kaslarının bile gerilmesine ve etkin olarak uyarılmasına neden olur. Böylece vücut kasları belirlenmiş bir disiplin içinde çalışarak gelişir. Zamanla dokular sıkılaşır, selülitler azalır, vücut şekillenir. Özellikle doğum sonrası gevşeyen kaslar kısa sürede forma girer.

Ameliyatsız soğuk liposuction yöntemi olarak adlandırılan Kriyolipoliz (CoolTech) uygulaması, vücuttaki istenmeyen fazla yağ dokusunu, son derece etkili bir yöntem olarak kabul edilen kontrollü cooling/soğutma sistemiyle küçültülür. Kriyolipoliz cerrahi olmayan bir uygulama olduğu için anestezi kullanılmaz ve iyileşme sürecine de ihtiyaç duyulmaz. Kişi, uygulama sonrasında hemen sosyal hayatına geri dönebilir. Kriyolipoliz uygulamasında, vakum destekli, selektif bir soğutma/cooling yöntemi kullanmaktadır. Vakum, yağ dokusunun bulunduğu bölgeye indiğinde orada ‘dondurucu’ bir etki meydana getirerek yağlanma sorunu yaşanılan bölgedeki yağ hücrelerinin ‘işlevlerini kaybetmelerine’ sebep olur. Tedavi bölgesindeki işlevlerini kaybetmiş yağ hücreleri de, metabolizmanın normal işleyiş sürecinde, lenf dolaşımı yoluyla vücuttan atılır.